7/24 Randevu ve sorularınız için arayabilirsiniz : 0 (232) 343 0 100

BURDUR RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ

RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ

Resmi büyütmek için tıklayın
Rahim ağzı (serviks), rahim ile vajina arasında bulunur. Rahim ağzı kanserinin (serviks kanseri) sıklığı smear tarama programları sayesinde özellikle gelişmiş ülkelerde azalmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde nispeten daha sık görülmektedir. Bu nedenle rahim ağzı kanserinden korunmanın en etkili yolu düzenli smear testi yaptırmak ve aşağıda sıralanan risk faktörlerinden kaçınmaktır. Smear testi ve tarama programları sayesinde gelişmiş ülkelerde serviks kanseri yaklaşık yüzde 75 oranında azalmıştır. Dünyada serviks kanserlerinin yüzde 85’i gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Ayrıca son yıllarda uygulanan HPV aşısı (rahim ağzı kanser aşısı) sayesinde serviks kanserinden yüksek oranda koruma sağlamak mümkün olacaktır.
Dünyada kadın genital sistemi kanserleri arasında 3. sıklıkla görülür.

Rahim ağzı (serviks) kanseri ile rahim kanseri (endometrium kanseri) karıştırılmamalıdır, ikisi çok farklı tür kanserlerdir. Rahim (endometrium) kanseri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Serviks kanseri ve HPV ilişkisi:
HPV virüs enfeksiyonu serviks kanseri gelişmesinde en önemli risk faktörüdür. Serviks kanserlerinin neredeyse tamamında HPV virüsüne rastlanmaktadır. Dünyada bir enfeksiyon ajanla en yüksek oranda ilişkisi olan kanser serviks kanseridir. Bu nedenle HPV enfeksiyonu riskini arttıran faktörlerden kaçınmak gerekir. HPV virüsü ve HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. HPV enfeksiyonuna kadınlarda çok yaygın rastlanılır, toplumda yaklaşık yüz kadından 10’unda mevcuttur, ancak bu enfeksiyonlar büyük oranda (%80-90) hiçbir hastalık oluşturmadan kendiliğinden kaybolur. Kaybolmayıp devam eden enfeksiyonların çok az bir kısmı da ileri de serviks kanseri oluşmasına neden olabilir. HPV enfeksiyonu ile serviks kanseri arasındaki latent period yaklaşık 20-25 yıldır.

Risk faktörleri:
– Erken yaşta başlayan cinsel ilişki
– Çok sayıda cinsel partner
– Cinsel partnerin risk faktörleri taşıması (çok sayıda cinsel partneri olması ve HPV enfeksiyonu olmsı gibi)
– CIN, VIN, VaIN hikayesi olması
– Cinsel yolla bulaşan hastalık hikayesi olması
– İlk doğumu erken yaşta yapmış olmak (20 yaş altında)
– Multiparite (3’ten fazla doğum yapmak)
– Düşük sosyoekonomik düzey
– Doğum kontrol hapı kullanmak
– Sigara

Serviks kanseri histopatolojik tipleri:
– Squamöz hücreli kanser (en sık görülür, yüzde 70)
– Adenokanser (ikinci sık tip, yüzde 25): Müsinöz adenokarsinom, endometrioid adenokarsinom, berrak hücreli adenokarsinom, villoglandüler papiller adenokarsinom
– Nöroendokrin tip serviks kanseri
– Küçük hücreli (small cell)
– Embriyonel rabdomyosarkom (Botrioid tümör)
– Leiomyosarkom
– Lenfoma
– Malign melanom

Rahim ağzı kanserinde belirtiler nelerdir?
Bazen hiçbir belirti vermeden muayene esnasın tesadüfen saptanabilir. En sık görülemn belirtiler vajinal kanama, lekelenme, akıntı, cinsel ilişki sonrası kanamadır. İleri evre vakalarda bel ağrısı, sırt ağrısı, idrarda kan olması, vajenden idrar gelmesi gibi belirtiler olabilir.

Tanı:
Tanı en sık olarak mauyene sırasında rahim ağzından alınan biyopsi (parça alınması) neticesinde patolojik inceleme ile konur. Bazen konizasyon, LEEP veya histerektomi materyalinde de serviks kanseri sonucu ile karşılaşılabilir. Kolposkopi ve biyopsi erken tanıda önemlidir.
Smear testi serviks kanser tanısını net olarak koydurmaz, tarama amacıyla kullanılır ve şüpheli sonuçlar sayesinde yapılan daha ileri tetkikler neticesinde teşhis koyulabilir.

Evreleme:
Tedaviye başlamadan önce muayene ve diğer tetkikler ile klinik olarak evreleme yapılır. Rahim ağzı kanseri evreleri hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Tedavi:
Serviks (rahim ağzı) kanserinde tedavi belirlenen evreye göre değişir. Erken evrelerde ameliyat ile tedavi uygulanırken, ileri evrelerde radyoterapi daha sık uygulanır. Bazı durumlarda cerrahi, radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi birlikte uygulanabilir. Ameliyat yapılan hastalarda radikal histerektomi ve lenf nodu diseksiyonu yapılır genellikle. Ameliyat jinekolojik onkoloji cerrahisi uzmanları (jinekolojik onkolog) tarafından uygulanır. Rahim ağzı kanseri ameliyatı hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Çok erken evrelerde ve özellikle çocuk istemi olan hastalarda konizasyon tedavide yeterli olabilmektedir, bu durumda rahim alınmadığı için hastanın hamile kalabilmesi mümkün olmaktadır.

RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ AMELİYATI
Rahim ağzı kanseri tedavisinde ilk tedavi olarak, bazı hastalarda ameliyat bazı hastalarda radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır. Ameliyat tedavisi, açık yöntemle veya kapalı (laparoskopik) yöntemle uygulanabilir. Kapalı yöntemle ameliyat yani laparoskopi yöntemi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Rahim ağzı kanserinde açık veya kapalı ameliyat yönteminden hangisinin uygun olduğuna hastanın ve hastalığın çeşitli özellikleri göz önünde bulundurularak karar verilir. Her hastaya kapalı yöntem uygun olamaz. Kapalı ameliyat bazı merkezlerde robotik cerrahi yöntemi ile de uygulanabilmektedir. Açık ameliyat, laparoskopi yöntemi, robotik cerrahi yöntemi: Ameliyat bu üç yöntemden hangisi ile yapılırsa yapılsın, yapılan ameliyat yani çıkarılan doku ve organlar aynıdır, sadece ameliyatın yapılış şekli ve aletler değişmektedir. Kapalı yöntemlerle yapılması halinde hastanın karnındaki kesi izleri çok az olmaktadır ve hastanın iyileşme süresi çok daha kısa olmaktadır. Kapalı ameliyat yönteminin diğer avantajları hakkında ayrıntılı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Rahim ağzı (serviks) kanseri ameliyatı ne kadar sürer?
– Açık ve kapalı ameliyatlarda süre genel olarak benzerdir. Eğer rahim ve lenf bezleri tamamen alınacaksa ameliyat ortalama 3-4 saat kadar sürer.
– Çok erken evre rahim ağzı kanserlerinde yapılan konizasyon işleminde, sadece rahim ağzından bir parça alındığı için işlem süresi ortalama yarım saat kadar kısadır.

Rahim ağzı (serviks) kanseri ameliyatı nasıl olur?
– Ameliyat kapalı yöntemle yapılacaksa karında 4-5 tane küçük delik açılarak yapılır. Açık yöntemle yapılacaksa genellikle karın ortasından dikine kesi yapılır, sezaryen gibi enine yatay kesi genellikle kullanılmaz.
– Rahim ağzı kanserinde ,çok erken mikroinvaziv evreler hariç, yapılan klasik ameliyat radikal histerektomidir. Tip 3: radikal histerektomi (Tip C1 veya Tip C2 histerektomi) veya Tip 2: modifiye radikal histerektomi (Tip B histerektomi)
– Serviks kanserinde yapılan radikal histerektomi ameliyatının normal basit histerektomiden farkı: Radikal histerektomide rahim etrafındaki parametrium dokusu çıkartılır ve vajina üst kısmı çıkartılır. Bu nedenle rahim etrafında daha fazla diseksiyon ve doku çıkarılması uygulanır, bu da ameliyat sonrası bazı komplikasyonların daha sık görülmesine neden olabilir.
– Radikal histerektomi ameliyatında vajina tamamen alınmaz, sadece üst kısımda 3-4 cm’lik kısım alınır, bu nedenle ameliyat sonrasında iyileşme döneminden sonra hasta cinsel hayatına devam edebilir. Vajina esnek bir doku olduğu için ilişki ile tekrar esneyip uzayabilir ve hastalar genellikle normal şekilde cinsel ilişkiye devam edebilirler.
– Histerektomiye ek olarak pelvik ve paraaortik lenf nodu diseksiyonu yapılabilmektedir.
– Yumurtalıklar (overler) bazı hastalarda alınır, bazı hastalarda bırakılır; buna kanserin türüne göre ve hastanın yaşına göre karar verilir. Yumurtalıklar bırakılmış ise bazı hastalarda karın yukarısına doğru asılır yani eski normal yerinden uzaklaştırılır. Bunun sebebi ameliyat sonrasında rahim bölgesine radyoterapi alan hastalarda radyoterapinin yumurtalık fonksiyonlarını bozmasını engellemektir. Yumurtalıklar normal yerinden daha yukarıya asılarak ışın etkisinden kurtarılır. Buna rağmen radyoterapi bazı hastalarda yumurtalık fonksiyonlarında bozulmaya sebep olabilmektedir.

Ameliyat sonrası iyileşme süreci:
– Açık ameliyatta ortalama 1 hafta, kapalı ameliyatta birkaç gün içerisinde hastanın ağrıları çok azalmış ve günlük işlerini yapabilir hale gelebilir.
– Rahim ağzı kanseri ameliyatlarından sonra idrar sondası 1 hafta kadar uzun tutulabilir yerinde, bunun nedeni mesane (idrar torbası) fonksiyonunun bozulmasını engellemektir.
– Ameliyattan sonraki ilk hafta az miktarda vajinal kanama veya kırmızı lekelenme olabilir. Fazla kanama olmaması gerekir.
– Ameliyattan 40-60 gün sonra doktor kontrolünde dikiş yerlerinde ve vajina içerisinde tamamen iyileşme olduğu gözlenmişse cinsel ilişki başlamasına müsade edilebilir. Doktor müsadesi olmadan asla cinsel ilişkiye başlamamak gerekir.
– Ameliyat sonrasındaki dönemde hastalar 3 aylık aralarla takip muayenesine gelirler ve muayene, kan tahlili, ultrason ile kontrol edilirler. Yılda bir smear testi ve MR, tomografi gibi görüntüleme yöntemleri uygulanır, duruma göre daha sık uygulama yapılabilir. Takiplerin amacı kanserde bir tekrarlama olması durumunda erken fark etmektir.

İkinci veya üçüncü kez ameliyat gerekebilir mi?
Her kanser gibi rahim ağzı kanseri de ileriki yıllarda tekrarlayabilmektedir. Bazı hastalarda erken dönemde tekrarlama olurken, bazı hastalarda çok uzun yıllar tekrarlama olmaz. Tekrarlama durumunda yeniden bir ameliyatla kitlenin çıkarılması gerekebilir, bu nedenle ikinci-üçüncü ameliyatlar hatta bazen pelvik egzenterasyon gibi geniş çağlı ameliyatlar uygulanabilmektedir. Bazı durumlarda ise tekrarlama (nüks) izlenen hastaya ameliyat değil ışın tedavisi (radyoterapi) uygulanır.

 

RAHİM AĞZI KANSERİ KAN TAHLİLİ, ULTRASON VE SMEAR TESTİNDE BELLİ OLUR MU?
Rahim ağzı (serviks) kanseri smear testinde belli olur mu?
Smear (sımir) testi rahim ağzı kanserini erkenden yakalanmak yani henüz kanser oluşmadan önce yakalamak amacıyla yapılan bir testtir. Rahim ağzı kanseri oluşmadan önce, bazı kanser olmayan hücresel bozukluklar meydana gelir ve bunlar smear testi ile fark edilebilir.
Smear testinin yapıldığı anda kişide rahim ağzı kanseri varsa gözle görüleceği için fark edilebilir ancak çok yüzeysel ve hafif bir lezyon halinde ise gözle görülemeyebilir. Çok erken aşamadaki kanserler gözle görülemeyecek kadar küçüktür ve bunlar da test sırasında izlenemez. Smear testi sitoloji tabanlı bir test olduğu için rahim ağzı kanseri olan hastada bile testte her zaman kanser görünmeyebilir; rahim ağzı kanserini kesin gösterecek olan tahlil biyopsi yani parça alma işlemidir.
Smear testi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Rahim ağzı kanseri ultrasonda görülür mü?
Rahim ağzı kanserinin ultrason esnasında belli olabilmesi için belli bir büyüklüğe erişmesi gerekir (en az 1-2 cm). Milimetrik boyuttaki ve gözle görülemeyecek mikroskopik kanserlerin ultrasonda fark edilebilmesi imkansızdır. Yeterince büyük bir rahim ağzı kanseri hem alttan ultrasonla (vajinal ultrason) hem karından ultrasonla (abdominal ultrason) görülebilir.

Rahim ağzı kanseri tomografi ve MR’da (emar) görülür mü?
Rahim ağzı (serviks) kanserinin tomografi veya MR’da belli olabilmesi için ultrasonda olduğu gibi makroskopik büyüklüğe erişmesi gerekir. Mikroskopik yani milimetrik boyutlarda kanserler görülemez.
Tomografi ve MR kanserin sadece rahim ağzında başlangıç yerinin gözlenmesi amacıyla değil diğer organlarda da metastaz (yayılma) var mı diye araştırmak amacıyla da yapılır. MR rahim ağzı kanserinin parametrium dokusuna ve diğer etraf organlara invazyonu konusunda iyi fikir verebilen bir yöntemdir.

Rahim ağzı kanseri kan tahlillerinde belli olur mu?
Kan tahlillerinde izlenen tümör belirteçleri (halk arasında “ca değerleri” denir) rahim ağzı kanserinde de yükselebilir ancak her zaman yüksek olması şart değildir, normal olduğu da görülür. Ayrıca tümör markerlarının (Ca125 vb.) yüksek olması kanser dışında başka nedenlere de bağlı olabilir, iyi huylu bir çok hastalık da tümör markerlarının yükselmesine sebep olabilmektedir. Yani rahim ağzında bir lezyon olması ve beraberinde kandaki tümör belirteçlerinin yüksek olması bu lezyonun kanser olduğu anlamına gelmez, kesin netice için her zaman biyopsinin patoloji sonucu beklenmelidir.

 

RAHİM KANSERİ (ENDOMETRİUM KANSERİ)
Rahim kanseri nedir?

Resmi büyütmek için tıklayın
Rahim kanseri terimiyle tek bir kanser türü değil, birden çok çeşit olabilen ve rahim dokularından gelişen kanserler ifade edilmektedir. Ancak en sık görülen tip olan endometrium kanseridir, bu nedenle rahim kanseri denildiğinde genellikle bu tip kastedilir. Endometrium rahmin iç yüzündeki boşluğu döşeyen zardır, bu nedenle endometrium kanserine halk dilinde rahim içi kanseri veya rahim iç zarı kanseri de denir. Uterin sarkomlar rahim kanserlerinin diğer tiplerini oluştururlar.

Rahim kanseri ve rahim ağzı (serviks) kanseri tamamen farklı grup kanserlerdir, bu ikisi karıştırılmamalıdır. Bu iki kanser türü sebepleri, genel özellikleri, tedavileri gibi birçok açıdan tamamen farklılık gösterirler, bu nedenle rahim kanseri ifadesi rahim ağzı kanserlerini içermez. Sağdaki resimde rahim (uterus) ve rahim ağzı (serviks) farklı bölgeler olarak izlenmektedir.

Eş anlamlı terimler şu şekide özetlenebilir:
Rahim kanseri = Uterin kanserler = Uterus kanserleri (En sık tipi endometrium kanseri)
Rahim ağzı kanseri = Serviks kanseri (En sık tipi squamöz hücreli karsinom)

Belirtileri:
Rahim kanserlerinin en önemli ve sık görülen belirtisi vajinal kanamadır. Köken aldığı yer nedeniyle kolayca vajinal kanamaya neden olabilmesi bu kanserlerin iyi bir özelliğidir çünkü bu sayede hastanın doktora erken başvurmasına ve genellikle erken evrede tanı almasına neden olur. Rahim kanseri genellikle menopozda olan kadınlarda görüldüğü için bu kanama hemen dikkat çeker ve hasta yıllar sonra ilk defa adet kanaması oldum şeklinde şikayetle doktora başvurur. Bunun dışında daha nadiren aşırı kilo kaybı, ağrı, akıntı gibi şikayetler de görülebilir. Hiçbir belirti olmadan muayene sırasında şüphelenildiği veya biyopsi sonrasında teşhis konulduğu da sık olur.

Neden olur? Risk faktörleri?
Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyan kadınlarda endometrium kanseri daha sık görülür.
– Aşırı kilo
– İnfertilite
– Polikistik over hastalığı (PCOS), anovulasyon
– Hiç doğum yapmamış olmak
– Geç menopoz (menopoza normalden daha ileri yaşta girmek)
– Meme kanseri nedeniyle tamoksifen tedavisi almak endometrium kanseri riskini arttırır

Teşhis:
Rahim kanserlerinin en yaygın tipi olan endometrium kanserinin kesin tanısı genellikle biyopsi (endometrial biyopsi, küretaj, rahim içerisinden parça alma) işlemi ile konur. Alınan parçanın histopatolojik olarak incelenmesi neticesinde kanser varlığı ve türü belirlenir. Muayene, ultrasonografi, tomografi veya MR gibi yöntemler kesin teşhis koydurmaz, sadece şüphe yaratabilir.
Bazen de başka nedenlerle yapılan rahim ameliyatı (histerektomi) sonrasında patolojik incelemede rahim kanseri olduğu belirtilir.

Tedavi:
Rahim kanserlerinin (uterin kanserlerin) türüne ve histolojik tipine göre, evresine göre ameliyat, radyoterapi, kemoterapi yöntemleri çeşitli kombinasyonlar halinde uygulanır. En sık ve genellikle ilk uygulanan tedavi yöntemi ameliyattır. Ameliyatta rahim, yumurtalık, lenf bezleri gibi dokular alınarak evreleme işlemi sıklıkla uygulanır. Ameliyat genellikle açık yöntemle uygulanır ancak bazen kapalı (laparoskopik) yöntemle veya robotik cerrahi yöntemi ile de uygulanabilmektedir. Ameliyat süresi uygulanan tekniğe ve duruma göre çok değişkenlik gösterebilir, süre genellikle 2-5 saat arasında değişir. Ameliyat hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Ameliyat sonrasında patolojik incelemeye göre hastalığın evresi belirlenir. Patoloji sonucunda belirlenen kanserin tipine göre ve evresine, derecesine (grade) göre ek olarak kemoterapi (KT) ve radyoterapi (RT, ışın tedavisi) verilir. Bazı tiplerde ve erken evrelerde ameliyattan sonra hiçbir ek tedavi gerekmez. Hormon tedavisi (progesteron hormonu) da endometrium kanserinde uygulanan yöntemlerden birisidir.
Endometrium kanseri genellikle erken evrede yakalanan bir kanser türü olduğu için başarı oranı yüksektir.

Rahim kanseri ameliyatı sonrasında:
Hastalar ameliyat ve uygulanan diğer tedaviler sonrasında düzenli aralıklarla kontrole çağırılırlar. Kontroller genellikle ilk başta 3 ay aralarla başlar daha sonra seyrelerek devam eder. Kanama ameliyattan sonra ilk günlerde olabilir sonra tamamen kesilir. Uzun süre devam eden kanama ve uzun bir aradan sonra tekrar başlayan kanama mutlaka doktora başvurmayı gerektirir. Hasta genellikle ameliyattan sonra en geç bir hafta içerisinde taburcu olur. Hasta hastaneden taburcu olduktan sonra başka bir hastalık veya ek problem yoksa normal şekilde beslenebilir. Cinsel ilişki başlaması için genellikle ameliyatın üzerinden 2 ay geçmesi gerekir, doktorunuz izin vermeden cinselliğe başlamamalısınız. Rahim kanserlerinde uygulanan ameliyatlarda vajen dokusu alınmadığı için cinsellikle ilgili probleme neden olmaz. Radyoterapi (ışın tedavisi) vajinal kuruluğa neden olabilir.

Tarama ve Önleme:
Rahim ağzı kanserini önlemek için uygulanan smear testi benzeri bir tarama önleme yöntemi rahim kanserlerinde yoktur. HPV aşısı gibi bir önleyici aşı yoktur, HPV aşısı rahim kanserinden değil rahim ağzı (serviks) kanserinden koruma amaçlı uygulanır.

ENDOMETRİUM KANSERİ
Uterin kanserler (rahim kanserleri) içerisinde en sık görülen tip endometrium kanseridir. Aynı zamanda en sık görülen jinekolojik kanserdir. Genellikle menopoz dönemindeki kadınlarda görülür, ortalama görülme yaşı 60 civarındadır. Endometrium kanserinin çeşitli histopatolojik tipleri vardır, en sık görülen tipi endometrioid adenokanserdir. Bunun dışında berrak hücreli karsinom, squamöz karsinom, müsinöz karsinom, seröz karsinom, andiferansiye karsinom gibi nadir tipler vardır.

Endometrium kanserinde evreleme (FIGO 2009):
Evreleme cerrahi olarak yani ameliyatla yapılır, ameliyatta çıkarılan parçaların patolojik incelemesi ile evre belirlenir. Rahim kanseri evreleri hakkında daha ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Evre 1A: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50’den azdır.
Evre 1B: Tümör uterin korpusta sınırlıdır, myometrial invazyon yok veya yüzde 50’den fazladır.
Evre 2: Servikal stromal invazyon vardır, uterus dışında yayılım yoktur.
Evre 3A: Tümör seroza ve adnekslere yayılmıştır.
Evre 3B: Vajen veya parametrium tutulumu vardır.
Evre 3C: Pelvik (C1) ve/veya paraaortik (C2) lenf nodu tutulumu mevcuttur.
Evre 4A: Mesane veya barsak mukozası tutulmuştur.
Evre 4B: İntraabdominakl organlara metastaz, inguinal lenf nodu tutulumu, uzak metastaz.

UTERİN SARKOMLAR
Sarkomlar tüm uterus kanserlerinin yaklaşık yüzde 5’ini oluştururlar. En sık görülen 3 tip:
– Karsinosarkom (Malign mix müllerian tümör, MMMT)
– Leiomyosarkom (LMS)
– Endometrial stromal sarkom

 

RAHİM KANSERİ VÜCUDA YAYILIR MI? METASTAZ YAPAR MI?
Rahim kanseri denilince akla öncelikle rahim iç zarından gelişen endometrium kanseri gelir. Daha nadir görülen rahim kanserleri sarkomlardır.
Rahim kanseri ve rahim ağzı (serviks) kanseri tamamen farklı kanser türleridir, bu yazıda sadece rahim kanserinden bahsedilmektedir.

Metastaz kanserlerin geliştiği organ dışında uzak organlara yayılmasıdır. Kanserin uzaktaki bir organa yayılması kan damarları veya lenf damarları yoluyla kanser hücrelerinin gitmesi yoluyla olur.

Endometrium kanseri ve sarkomlar metastaz yapabilir mi?
Rahimden gelişen bütün malign (kötü huylu, halk arasındaki tabir ile: dişi) tümörler yani kanserler başka organlara yayılabilirler. Ancak uzak organlara yayılım her zaman görülmez. Rahim kanseri genellikle ilk teşhis anında uzak organlara ve lenf bezlerine yayılmamış olarak erken evrede tespit edilir. Kanser rahim içerisinden rahim ağzına kadar uzanmışsa ve başka bir organa gitmemişse bu 2. evredir. Lenf bezlerine yayılan rahim kanseri 3. evre, uzak organlara yayılan rahim kanseri 4. evre olarak adlandırılır. Rahim (endometrium) kanseri yaklaşık yüzde 80 oranında 1.evrede teşhis edilir; birinci evrede kanser sadece rahim içerisindedir; başka hiçbir organa , rahim ağzına ve lenf nodüllerine yayılmamıştır.
Uzak organlara yayılım yani halk arsındaki tabir ile sıçrama en sık akciğere olmakla beraber karın içerisindeki her organa (karaciğer, karın zarı, barsaklar) veya kemiğe ve diğer organlara olabilmektedir. Kanserin ilk oluşma aşamasından yayılmasına kadar geçen süre yani yayılma hızı konusu öncelikle histopatolojik tipine bağlıdır ve bu süre hakkında kesin bir şey söylemek imkansızdır. Ancak genellikle endometrioid endometrium kanseri diğer tiplere ve sarkomlara göre daha yavaş ilerler.

Rahim kanserinin vücuda yayılması tedaviyi değiştirir mi?
Rahim kanseri ilk teşhis anında vücuda çok fazla yayılmışsa ve hastanın genel durumu kötü ise bu durum bazen ameliyata engel teşkil edebilir; bu durumda kemoterapi ve radyoterapi gibi diğer tedavi yöntemleri uygulanır. Ancak yayılım tek bir bölgede ise ve ameliyatla çıkarılabilecek durumda ise bu durumda ameliyat uygulanabilir ve kemoterapi, radyoterapi tedavileri ameliyat sonrası verilir.
Bazen ameliyat öncesi tomografi veya emar (MR) gibi yöntemlerle yayılımın (sıçramanın) sadece lenf bezlerine olduğu izlenir. Bu durum akciğer, karaciğer, kemik gibi diğer organlara yayılmasından daha iyidir çünkü pelvik ve paraaortik bölgedeki lenf bezlerinin ameliyatla alınması daha kolaydır. Rahim kanseri sadece lenf nodüllerine yayılmışsa genellikle ilk tedavi olarak ameliyat uygulanır ve rahim, yumurtalık, lenf bezleri, omentum alınır, Ameliyat sonrasında patoloji raporunda yayılma teyit edilirse kemoterapi ve radyoterapi gibi ek adjuvan tedaviler verilir.

Vücuda yayılma durumunda yaşam süresi:
Metastaz yapmış yani vücuda yayılmış bir rahim kanserinin ileriki yıllarda tekrarlama (nüks etme) riski erken evre bir rahim kanserine göre daha fazladır. Teşhis sonrası ortalama yaşam süresi daha kısadır. Rahim kanserinin her evresinde tedavi başarı oranı diğer çoğu kansere göre yüksektir; ancak her hasta ve her hastalık farklıdır. Hastanın evresi ve vücuda yayılma durumu dışında tedavi başarısını etkileyecek başka faktörler de vardır: Hastanın yaşı, genel durumu, tümörün derecesi (grade), hastanın var olan diğer hastalıkları, tümörün patolojik tipi gibi…