7/24 Randevu ve sorularınız için arayabilirsiniz : 0 (232) 343 0 100

BİNGÖL VAJİNA KANSERİ TEDAVİSİ

VAJEN KANSERİ
VAJEN (VAGİNA) KANSERİ

Kadın üreme sisteminden kaynaklanan kanserlerin %1’i vajen (vagina) kanseridir. Ortalama olarak 45-65 yaş arası kadınlarda rastlanmaktadır. Tamamına yakını vajina yüzeyini döşeyen çok katlı epitelinden gelişen “squamoz tip kanser” dir. Cinsel geçişli hastalıklardan “Human Papilloma Virusu (HPV)” enfeksiyonunun bu kansere neden olduğu düşünülmektedir.

Belirti ve şikayetler:
Vagina mukozasında gelişen kanser travmaya hassastır. Bu özelliği ile özellikle ilişki sırasında ve sonrasında kanamaya neden olur. Ayrıca idrar torbasına ve kalın bağırsağa yakınlığı nedeni ile bu organlarla ilgili yakınmalar olabilir. Şikayet olarak idrar yaparken yanma, kanama ve ağrı ile dışkılama sırasında ağrı ve kanama olabilir. Vajina Kanserlerinde Tanı Jinekolojik muayene sırasında vagina duvarında kanamalı erozyone veya tümoral bir alan görülür. Bu bölgeden alınan biyopsinin incelenmesi ile tanı kesinleşir. Ayrıca öncelikle servikal kanser taraması olan smear testi vaginal kanserlerin erken tanınmasında da faydalıdır.

Patoloji:
Primer vajen kanserlerinde histopatolojik tanı %85-90 skuamöz hücreli karsinomdur. Adenokarsinom, sarkom ve melanoma da görülebilen diğer histopatolojik tiplerdir. Kanser, daha çok komşuluk yolu ve lenfatiklerle yayılır. Nadiren de olsa hematojen yol ile uzak organ metastazları görülebilir.

Tedavi:
Vajinal kanserlerin tedavisi, kanserin vajendeki yerleşim bölgesine ve kanserin büyüklüğüne bağlıdır. Cerrahi sonrası gerekirse radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır. Vajen kanserinde ameliyat tedavisi ve kemoterapi, radyoterapi uygulamaları serviks kanserine benzer şekilde uygulanır. Bazen ilk tedavi ameliyat, bazen radyoterapi olabilir. Kemoterapi uygun evredeki hastalara verilebilir.

 

Rahim ağzı kanseri daha çok gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanserdir. Her yıl dünyada 500 bin yeni rahim ağzı kanseri tanısı konulmaktadır. Genellikle 50 yaş civarında ortaya çıkan rahim ağzı kanseri son yıllarda genç kadınlarda da görülmeye başlamıştır. Kadınlarda en çok görülen kanser sıralamasında meme kanseri ilk sırada yer almasına rağmen, yaşamı tehdit edici özelliği nedeniyle rahim ağzı kanseri, meme kanserinin önüne geçmektedir.

Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tümünden sorumlu olan HPV (“Human Papilloma Virüsler” ) virüsü çok belirti göstermez ve oldukça bulaşıcıdır. Çoğu kadın, hayatının bir döneminde karşılaştığı HPV virüsünü kendi vücut savunma sisteminin yardımı ile yener. Bazı HPV virüsleri ise bu savunma sisteminden güçlü çıkar ve rahim ağzı kanserine neden olur. Hastalığa neden olan HPV virüsünden korunmak için önlemler almak ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak, hastalığın erken dönemde saptanmasına ve tedavide başarıya yardımcı olmaktadır.

HPV Nedir, Nasıl Bulaşır?
HPV cinsel yolla bulaşan bir virüs olup, rahim ağzı kanseri oluşmasına neden olabilir. Rahim ağzı kanseri tanısı konmuş kadınların %95’inden fazlasında görülen HPV (Human papilloma virus) genital bölgeyi enfekte eden ve temas yolu ile yayılan bir virüstür. Özellikle kadınlarda daha sık olmak üzere cinsel bölgede siğillere ve rahim ağzının, dış genital bölge ve üreme yollarında kansere sebep olur. HPV virüsü oldukça sinsidir ve aylarca hiçbir belirti göstermeden yayılmaya devam edebilir. Virüsün belirtilerine, bulaşma olduktan birkaç ay veya yıl sonra rastlandığı durumlar “sessiz enfeksiyon” olarak adlandırılır.

HPV virüsü kadın ver erkekte genital siğiller, kadınlarda rahim ağzı kanserininyanı sıra,erkeklerde de penis kanserine neden olabilir. Ciddiye alınması gereken bir enfeksiyon olan HPVbazı kişilerin bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alınabilir. Bağışıklık sistemi tarafından etkisiz hale getirilemeyen bir virüsün de, yıllarca hiçbir belirti vermeden varlığını koruyabileceğini unutmamak gerekir. Hiçbir şikayet olmadan, kişi yıllarca enfeksiyonu taşıyabilir. Bu durum, hastalığın yayılmasına engel olmadığı gibi, virüs ilişki sırasında bulaşmaya devam edebilir.

HPV virüsü tipleri rahim ağzı kanserine neden olma olasılığına göre risk gruplarına ayrılmıştır. Daha çok siğile yol açan tipler, rahim ağzı kanseri açısından düşük risk grubunda olan türdendir. Dolayısıyla her genital siğil rahim ağzı kanserine dönüşecek diye bir durum söz konusu değildir.

 

Rahim ağzı kanseri nedenleri nelerdir?
Rahim ve yumurtalık kanserinden sonra en yaygın 3. bu tipteki kanser türü olan Rahim ağzı kanseri çoğunlukla 35-44 yaş arası (%25) sırasıyla 45-54 yaş (%24.3), 55-64 yaş (%17.7) ve 65-74 yaş (%10.8) yaş aralıklarında olan bayanlarda görülmektedir. 35 yaş öncesi görülen rahim ağzı kanseri tüm rahim ağzı kanseri vakaları arasında %13.8’ini oluşturmaktadır.

Rahim ağzı kanseri bayanların en çok çekindiği ve en çok görülen kanser türlerinden bir tanesidir. Türkiye’de günde 2 kişi ve Dünyada yüzlerce kişi bu yüzden hayatını kaybetmektedir. Son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar sonucu bilim adamlarının vardığı sonuç doğrultusunda anlaşılmıştır ki rahim ağzı kanseri %95 oranında bir virüs sebebiyle ortaya çıkmaktadır . Bu virüse HPV virüsü adı verilmektedir. Halk dilinde insan virüsü veya Tıpta geçen diğer adıyla human papilloma virüsü adını almaktadır.

Serviks kanserinde en belirgin belirtiler ve nedenleri nelerdir ?
HPV virüsü genel anlamda cinsellik yoluyla geçmektedir, fakat burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta hastalığın sperm yoluyla değil bacak arası teması yoluyla geçmesidir. Bu nedenle Hastalar prezervatif veya diğer korunma yolları ile korunsalar dahi virüsün geçmesine engel olamamaktadırlar. Bu sebeple günümüz en yaygın ve bulaşıcı kanser çeşitleri arasındadır.

Hpv Virüsü Tipleri nelerdir ?
Sahip olduğunuz HPV türünü tanımlamak, doktorunuzun sonraki adımları belirlemesine yardımcı olur. Bazı HPV türleri müdahale olmadan temizlenirken bazı tipler kansere yol açabilir.

HPV 6 ve HPV 11, düşük riskli HPV türleridir. Genital siğillerin yaklaşık yüzde 90’ından kaynaklanmaktadır. HPV 11 servikste değişikliklere neden olabilir. Genital siğiller, genital bölgenizde karnabahar şeklindeki sivilcelere benzemektedir. Genellikle bu virüsü taşıyan bir partnerle cinsel temasta bulunulmasından birkaç hafta veya ay sonra ortaya çıkarlar.

HPV 16, HPV’nin en yaygın yüksek riskli tipidir ve genellikle servikal değişikliklere yol açsa da, dikkat çekici semptomlara neden olmazlar. Dünya çapında servikal kanserlerin yüzde 50’sinin sebebi bu tip HPV virüsüdür. HPV 18, bir başka yüksek riskli HPV türüdür. HPV 16 gibi, tipik olarak semptomlara neden olmaz, ancak serviks kanserine yol açabilir.

HPV 16 ve HPV 18 dünya çapında tüm servikal kanserlerin yaklaşık yüzde 70’inin oluşmasında rol oynar.

Rahim ağzı kanseri belirtileri nelerdir ?
Vajinal kanama
Beklenmeyen anormal kokulu vajinal akıntı
Pelvik ağrı
Cinsel ilişki sırasında ağrı veya lekelenme
Rahim ağzı kanseri ve displazinin (kanser öncesi değişikliklerin) sıklıkla hiçbir belirtisi yoktur. Belirtiler ortaya çıktığında ise kanser genel olarak zaten yayılmıştır. Rahim ağzı kanserinin belirtisi ilk bulgular ciltte lekelenme kanama ve sulu akıntıdır. Kanamalar adet anında çoğalabilir. Cinsel ilişkiden sonrada artabilir. Serviks kanserindeki belirtiler farklı sebeplerden dolayıda olabilir (stres, depresyon vs) Fakat bu tür durumlarda yapmamız gereken şey doktorumuza gözükmektir

İlerlemiş Rahim ağzı kanser belirtileri
Ağrı, idrarda yaşanan problemler ve bacaklarda şişme . Burada diğer bir dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise diğer kanser türlerinde olduğu gibi kanser diğer yakın organlara, lenf bezlerine yayılmışsa tümörler bu organların da çalışma düzenini etkilyebilir. Az önce de belirtildiği gibi bu bulguların bulunması her zaman kanser demek değildir. Yine de bu belirtilerden herhangi birine sahipseniz gecikmeden doktorunuzu gözükmelisiniz.

Günümüz koşullarında ve ülkemizde Rahim ağzı kanseri ve diğer kanser tipleri ile ilgili olarak gelişmiş tanı ve tedavi yöntemleri kullanılmaktadır Rahim ağzı kanseri evrelemesi tanı ve tedavisinde Gelişmiş yöntem ve teknolojiler kullanılmakta. Bayanlar için adeta korkulu bir rüya olan bu onkolojik rahatsızlığın tedavisi yapılabilmektedir, Buradaki can alıcı nokta tabiki erken teşhis sonrası tedavidir.