7/24 Randevu ve sorularınız için arayabilirsiniz : 0 (232) 000 0 000

AMASYA İDRAR KAÇIRMA – İDRAR TUTAMAMA

İDRAR KAÇIRMA (ÜRİNER İNKONTİNANS)
Üriner inkontinans kişinin isteği dışında idrar kaçırması demektir. Ciddi boyutta idrar kaçırma her on kadından birini etkileyen bir sorundur.

İNKONTİNANS TİPLERİ
Urge İnkontinans: Kişi idrar hissi geldiğinde tuvalete yetişemez. Aniden idrarı gelir ve bunu geciktiremez, hemen tuvalete yetişmek isterken kaçırır.

Stres İnkontinans: Öksürmek, hapşırmak, gülmek gibi karıniçi basıncının arttırılması sonucunda idrar kaçırmanın oluştuğu durumlara stress inkontinans adı verilmektedir.Genellikle, kadınlarda geçirilen doğumlara veya yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Aşırı kilo da burada etkili bir faktör olabilmektedir.
Hastalar hem stres hem de urge tipi idrar kaçırma şikayetlerine sahip olabilirler.

Geçici inkontinans: Yaşlılarda sık olarak karşımıza çıkabilen, bunama, enfeksiyon, ilaç kullanımı, hareketsizlik, kabızlık,ve bunlar gibi birçok nedene bağlı olabilen durumlardır.

Taşma inkontinansı: Mesanenin kapasitesinin üzerinde dolarak taşması sonucunda oluşmaktadır.

Devamlı idrar kaçırma: Sıklıkla idrar yollarının bir bölümü ve vajina arasında oluşan normal dışı bir açıklık (fistül) nedeniyle oluşan sürekli idrar kaçırmadır.

Nedenleri:
– İleri yaş
– Menopoz
– Obezite
– Gebelik
– Doğum (genç yaşta doğum yapmak)
– Kronik öksürükle seyreden akciğer hastalığı
– Diyabet (şeker hastalığı)
– İdrar söktürücü (diüretik) ilaç kullanımı
– Çay ve asitli içecekler
– Dirençli idrar yolu infeksiyonları
– Nörolojik hastalıklar
– İnme
– Medulla spinalis yaralanmaları
– Alkol
– Sigara
– Kullanılan bazı ilaçlar: Benzodiazepinler, alfa-blokörler, kalsiyum kanal blokörleri

Tedavi:
İnkontinansın tedavisi neden olan inkontinans tipine göre planlanır. Enfeksiyon gibi basit nedenler kolayca tedavi edilebilir. Urge inkontinans, davranışsal terapi ile veya ilaç tedavisi ile tedavi edilebilmektedir. Stres tipi idrar kaçırma, özel egzersizler, ilaçlar veya çeşitli ameliyatlar ile tedavi edilebilmektedir.

Kegel egzersizi çoğu hastalarda faydalı olur.
Pelvik taban egzersizleri ile birlikte kullanılan yardımcı yöntemler de vardır Vajinal koniler, geri beslemeli yöntemler, elektrik uyarımı, manyetik sandalye bunlardan birkaçıdır. Yine vajina içine yerleştirilen halkalar (Pesserler) ve üretra tıkayıcı cihazlar (Femsoft) bu amaçla kullanılan yöntemlerdendir.

Yaşam tarzı değişiklikleri: Şişman olguların kilo vermesi, kabızlıktan kaçınmak, idrar kaçırmaya yol açan, aktivitelerden kaçınmak, çay, kahve, kola gibi içeceklerin tüketimini azaltmak, kronik öksürüğe yol açan hastalıkları tedavi ettirmek, sigarayı bırakmak gibi tedbirler şikayetleri azaltabilir.

PELVİK ORGAN SARKMASI
Pelvik Organ Sarkması
Normalde pelvisin (leğen kemiği) içinde bulunan idrar torbası (mesane), ince barsaklar, rektum (kalın barsak) ve uterusun (rahim) vajene ve oradan dışarıya doğru sarkmasına pelvik organ sarkmaları denir.

Çok sayıda doğum yapmak, karın içi basıncını artıran hastalıklar (kronik öksürükle seyreden akciğer hastalıkları gibi), şişmanlık ve ileri yaş risk faktörleridir.

Ne gibi şikayetlere yol açabilir?
– İdrar kaçırma, tuvalete yetişememe
– İdrar yapamama
– İdrar torbasını tam boşaltamama, elle bastırarak boşaltma
– Büyük abdesti yapamama
– Büyük abdest yada gaz kaçırma
– Parmakla vajenden yardım ederek büyük abdest yapma
– İlişkide bulunamama yada sakınma
– İlişki sırasında ağrı
– İlişki memnuniyetinin azalması ve orgazm olamama
– İlişki sırasında idrar yada gaz kaçırma
– Vajende ağırlık, basınç ve ağrı hissetme
– Kuyruk sokumunda ve belde yatma ile geçen ağrı
– Vajinal akıntı ve kanama

Nedenleri:
– İleri yaş
– Doğum
– Menopoz
– Şişmanlık
– Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (astma, bronşit vb.)
– Kabızlık
– Genetik faktörler
– Bağ dokusu zayıflığı
– Pelvik organlarla ilgili ameliyat geçirmiş olmak
– Beyaz ırk

Korunmak için:
Prolapsustan korunmak için öncelikle pelvis tabana zarar verecek faktörlerden uzak durulmalıdır. Şunlardan sakınılmalıdır: Şişmanlık, ağır iş yapma, ağır kaldırma, öksürük ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (sigara içilmemeli), kabızlık.

Mesane Sarkması (Sistosel)
Mesanenin vajina ön duvarından aşağı doğru fıtıklaşmasıdır. Özellikle doğum yapmış kadınların birçoğunda hafif derecede mesane sarkması mevcuttur ve herhangi bir yakınmaya yol açmıyorsa cerrahi gerektirmez. Belirgin mesane sarkmalarında vajina ön duvarında ele gelen kitle, kasık ağrısı, ilişki sırasında ağrı, idrar kaçırma ya da çok büyük olanlarında idrarı boşaltamama gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Klasik tedavi şekli ön duvardaki hasarlı bölümün direk tamir edildiği kolporafi anterior denen tekniktir. Son yıllarda uygulanmaya başlanan vajina ön duvarına meş olarak adlandırılan destekleyici bir materyal yerleştirilmesiyle oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Makat Sarkması (Rektosel)
Makat bölgesinin (rektum) vajina arka duvarından fıtıklaşmasıdır. Arka vajinal duvarın destekleyici dokusunun zayıflaması ya da zedelenmesi sonucu oluşur. Rektum vajina arka duvar yüzeyi ile temas eder ki burada dışa doğru kabaran bir şişliğe yol açar. Mevcut şişlik ıkınma ile daha da belirgin hale gelir. Oluşan fıtıkta gaita birikmesi nedeniyle büyük abdest yaparken zorlanma ve kronik kabızlık görülebilir.
Belirgin yakınması olan olgularda tedavi cerrahidir. Arka duvardaki destekleyici dokunun tamiri olan kolporafi posterior en yaygın cerrahi uygulamadır. Destekleyici dokunun meş ile onarılması da son yıllarda tercih edilen teknikler arasına girmiştir.

Rahim Sarkması (Desensus Uteri, Prolapsus Uteri)
Rahmin tutucu ve asıcı bağlarının gevşemesi sonucu vajinadan aşağı doğru yer değiştirmesidir. Sarkma ilerledikçe vajina ön ve arka duvar destekleyici dokularında da yırtılma oluşur.
Hafif derecede sarkmalarda yakınma olmazken, belirgin sarkmalar alt karın bölgesinde basınç hissi, genital bölgede ağrı ve ağırlık hissi gibi belirtiler görülür.
Çocuk istemi olan olgularda rahim kuyruk sokumu kemiğine asılabilir. İleri evre olgularda ise tercih edilen cerrahi vajinal histerektomi’dir (rahmin vajinal yolla çıkarılması). Özellikle bu cerrahileri uygularken eşlik eden diğer defektlerin de onarılmasına özen gösterilir.
Genel durumu operayona izin vermeyen çok yaşlı ve düşkün hastalarda vajinal halkalar (pesser) uygulanarak rahmin sarkan bölümünün vajina içine gönderilmesi sağlanabilir.

Vajinal Güdük Sarkması
Rahim alınma operasyonu (histerektomi) geçirmiş olgularda vajina kubbesinin gevşemesiyle oluşur. Kubbe aşağıya doğru düşmeye başladıkça destek görevi gören dokuları yırtar ve neticede tüm vajina dışa doğru fıtıklaşır. Bu durumda vajinadaki en derin nokta, dışarıdaki en uç nokta olarak karşımıza çıkar. Tam sarkmalarda mesane ve makat sarkmaları da birlikte görülür.
Tedavi cerrahidir. Vajina kubbesini tutan bağlar karın boşluğundan yapılacak bir girişimle kuyruk sokumu kemiğine asılabileceği gibi (sakrokolpopeksi, ligamentopeksi), vajinal yolla uygulanan ‘Prolift Meş’ ler de etkin bir onarım sağlar.

Bağırsak Sarkması (Enterosel)
Sıklıkla rahim ameliyatı geçirmiş olgularda görülür. Arka duvarın vajina kubbesine yakın bölümünde oluşan bir destek dokusu yırtılması nedeniyle bağırsaklar vajina arka duvar yüzeyiyle temas ederler.
Tedavi cerrahidir. Fıtıklaşma sonucu oluşan kese tamir edilip, bağırsaklar karın içine gönderilir ve zayıflamış kubbe güçlendirilir.

GEBELİK DÖNEMİNDE VE DOĞUM SONRASI İDRAR KAÇIRMA

Hamilelik sırasında idrar kaçırma (idrarını tutamama, üriner inkontinans) problemi oldukça yaygın rastlanan bir durumdur. Hamilelikte sık idrara çıkma hemen her zaman görülen bir durumdur ve normal bir durum olarak kabul edilir; bu duruma bazen idrar kaçırma eşlik edebilir. Bazı hamilelerde ara sıra ve az miktarda idrar kaçırma olurken bazı hamilelerde daha ciddi boyutlarda olabilmektedir. İdrar kaçırma şikayetine gebeliğin ilk 3 ayında nadiren rastlanır, 4. aydan sonra artmaya başlar, gebeliğin son aylarında da yaygındır. Bütün hamilelerin yaklaşık yüzde 50’si idrar kaçırma durumu ile karşı karşıya kalmaktadır. Genellikle doğumdan sonra lohusalık döneminde idrar kaçırma problemi kendiliğinden ortadan kalkar ancak nadiren devam edebilir.

Hamilelerde idrar kaçırma nedenleri:
– Gebelik süresince büyüyen uterusun (rahim) mesaneye baskı yapması
– Mesane ve mesane boynundaki sfinkterin anatomik olarak yer değiştirmesi
– Gebelikte artan progesteron hormonunun mesane sfinkter kaslarında gevşemeye neden olması

Gebelik sırasında görülen idrar kaçırma genellikle “stres inkontinans” şeklindedir yani öksürme, hapşırma, gülme, egzersiz, ani hareket gibi mesane üzerine basıncı arttıran durumlarda gerçekleşen idrar kaçırmadır.
Gebelik sırasında nadiren “urge inkontinans” denilen aniden sıkışma ve tuvalete yetişememe şeklinde gerçekleşen idrar kaçırma da meydana gelebilir. Bu durumda hasta acilen tuvalet ihtiyacı hisseder ve tuvalete yetişmeye çalışır ve tuvalete oturamadan bir miktar idrar kaçırır. Bu tip idrar kaçırma gebelikte nadiren görülür.

Tedavi ve önlem:
Hamilelik sırasında idrar kaçırmayı önlemek için en kolay ve faydalı yöntem Kegel egzersizi yapmaktır. Kegel egzersizi herkesin evinde kısa sürede kendi kendisine yapabileceği basit ve etkili bir yöntemdir. İdrar torbası etrafındaki ve pelvis tabanındaki kasları güçlendirerek istemsiz idrar kaçırmaları engeller. Kegel egzersizleri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Kegel egzersizine başlar başlamaz fayda beklenmemelidir, hergün düzenli olarak egzersiz yapan kişide genellikle 4-6 hafta sonunda fayda görülmeye başlanır. 6 hafta boyunca Kegel egzersizi yapılmasına rağmen fayda görülmemişse başka tedavi yöntemleri için doktora danışılmalıdır.
İdrar kaçırma zamanlarını not etmek ve çizelge oluşturmak işe yarayabilir. Buna göre gün içerisinde idrar kaçırma olan saatler belirlenir ve bu saattler yaklaştığında planlı olarak idrar yapılırsa idrar kaçırma engellenebilir.

DOĞUMDAN SONRA İDRAR KAÇIRMA
Doğumdan hemen sonraki aylarda idrar tutamama şikayetine yaklaşık %20-30 oranında rastlanmaktadır (postpartum üriner inkontinans). İdrar tutamama şikayeti normal doğumdan sonra daha sık görülmekle beraber sezaryen ameliyatından sonra da görülebilmektedir (kaynak). Bazı araştırmalarda elektif sezaryen doğum sonrası stres üriner inkontinansın normal doğuma göre daha az görüldüğü ancak ilerlemeyen doğum eylemi nedeniyle uygulanan sezaryenlerden sonra oranın normal doğuma benzer görüldüğü belirtilmiştir (kaynak). Bu tür çalışmalarda stres inkontinansın doğum eylemi sırasında pelvik taban doku ve kaslarında meydana gelen hasara bağlı geliştiği vurgulanmıştır.
Doğum sırasında spinal veya epidural anestezi uygulanan hastalar doğumdan sonraki ilk günlerde geçici idrar kaçırma problemi yaşayabilirler, bu tür anestezinin idrar kaçırma şeklinde kalıcı etkisi olmaz.
Kegel egzersizlerine gebelik sırasında ve doğum sonrasında devam etmek doğumdan sonra idrar kaçırmaları önlemek açısından faydalıdır. Doğumdan sonra en az 3 ay düzenli yapılması önerilir.
Doğumdan sorraki aylarda aşırı çay içmek, kahve tüketimi, kolalı içecekler ve alkol tüketimi mesane kontrolünü azaltır; bu tür içeceklerden kaçınmak idrar kontrolünü kolaylaştırır. Bu önlemlere rağmen geçmeyen idrar kaçırma (üriner inkontinans) mutlaka doktor tarafından değerlendirilmelidir.